Hürriyet

15 Temmuz 2012 Pazar

ÖYLE BİR HAYAT İSTİYORUM Kİ..



 Öyle bir hayat istiyorum ki,hoop iki gömlek bir şort nereye eserse aklım günü birlik hatta saatlik yolculuklar,deniz kenarı,deniz altı keşifler..Hiç durmasam geri dönmek nasıl olur bilmesem.Hayır bir listem de olmasa ne kadar biliyorsam.Mesela İtalya’ya pizza yemeye,baharatlı tatlar için Meksika’ya geçsem.Orada tanıştıklarım orada kalsa ne maillerini alsam ne facebooklarını ne de twitter’larını..Kimseyi dahil etmesem,o anlık yaşasam,ama hep o anlık neşeli günler,saatler yaşasam.Hiç bir nasılsın sorusu ya da bakışıyla muhatap olmasam evet öyle bir hayat olsa benimkisi..Okumak istediğim kitapları aklımda hiçbir şey olmadan okusam.En sevdiğim şarkıları dinlerken hafızamda en ufak bir anı bile belirmese mesela,hiçbir eşya hiçbir yer bana bir şeyleri çağrıştırmasa sanki yeni gelmişim gibi olsam dünyaya..sudan çıkmış balıktan farkım olmasa..
  Hep gitsem ileriye doğru,rüzgardan kafamdan uçan şapkamı almak için bile dönmesem geriye.İçimden gelen ve duyduğum tek ses kahkahalarım olsa ve gözlerim sadece gülen insanların yüzünü seçebilse..Kalbim okula yeni başlayan çocuğun heyecanı ve ürkekliğiyle kaplı olsa her daim..Ya da aşkın o ilk hallerini,evliliğin o cicim aylarını yaşarmışçasına içime sığdıramadığım bir kalbim olsa.Çok sevindiğiniz bir haber alırsınız da önce kimi arayacağınızı şaşırdığınız zamanlarda ki gibi olsa heyecanım.İlk işiniz,ilk tebriğiniz,ilk maaşınız olsam.Yani çok başka olsam sizin için.Yere göğe sığmasam.Türkiye’den de geçecekmiş ya şu balonlar renkli renkli çeşit çeşit olanlar hani heh onlardan biri olsam da yükselsem yerden bir daha hiç inmeyecekmişcesine

Kalbimle aklımın zafer meydanına hiç çıkmadığı bir hayat olsa benim ki,ya sadece aklım olsa ya sadece kalbim..

Kalbimin başka dilimin başka söylediği bir hayat olmasın benimki.Rol yapmadığım,yapmak zorunda kalmadığım,yapmak zorunda bırakılmadığım bir hayat olsun önümde..

Bir tahta masa ve sandalyem,buram buram kızaran balıkların kokusu,alabildiğine deniz,yalnız olmadığım bir hayatım olsa benim..

27 Haziran 2012 Çarşamba

DARK SHADOWS-KARANLIK GÖLGELER



DARK SHADOWS-KARANLIK GÖLGELER

Bazı isimler vardır sinemada,o isimlerin yer aldığı filmler daha vizyona girmeden her yerde paylaşılır merakla beklenir.İşte Tim Burton ve Johnny Depp de bu isimler arasında yer alır (En azından benim sinema görüşümde öyle).Dark shadows vizyona gireli uzun zaman olsa da ben geçen hafta izleme fırsatı buldum.Eğer olur da ani bir kararla sinemaya gitmek istersiniz ya da ne bileyim canınız çok sıkılır kimseyi dinlemek kimseye bir şeyler anlatmak istemediğiniz bir günde hala salonlardan birinde rastlarsanız bu yazım size öncü olsun kaçırmadan biletinizi alın derim.Bir sinema eleştirmeni değilim ama film önerirken herkes gibi benim de bazı kriterlerim var.Bu filmde kısaca Johnny Depp'ciğimiz oyunculuğunu konuşturmuş Tim Burton amcamız da işte  kafamdaki sahne buydu ve  action demiş.Filmde her şeyden bi kesit vardı.En romantik şiir dizelerinden kahkahalarımı tutamadığım sahnelere hatta ailene bağlarına kadar:).Tabi Johnny Depp ve tım burton ikilisine eşlik eden diğer önemli oyuncuları da unutmamak gerekir deyip  parantez içinde isimlerine yer verelim (Michelle PfeifferHelena Bonham Carter, Eva Green, Jackie Earle Haley).Yakışıklı vampirlerin sayısının gittikçe arttığı günümüzde Barnabas Collins en şirin vampire kesinlikle adaydır:).Şimdiden iyi seyirler.

21 Haziran 2012 Perşembe

Şikayetim Var

Şikayetim var!

Saçımın rengini açmak istiyorum ama çok mu açık oldu sanki bu renk,sevgilim beni hiç aramıyor,vur dedik öldürdü her saat başı da aranmaz ki canım,tuzsuz olmuş bu yemek sanki..şimdi de tuzdan bayılacağım...Sürekli bir memnuniyetsiz tavırlar,haller,edalar(evet biliyorum üçü de aynı anlama geliyor).He böyle söylüyorum diye kendimi memnuniyet kraliçesi ilan ettim sanmayın çoğu zaman sizden daha beterim..Neyse ne diyordum evet memnuniyetsiziz biz nedeni yok öyleyiz doğamızda var.Sevgilim olsun olsun diye isyan bayrağını çeken biz,olunca da sürekli söylenen biz.Peki yok mu bu işin bi kaidesi kuralı?Nasıl yürür bir ilişki,nasıl memnun edilir iki tarafta he?Yok mu bir formülü??Matematiği iyi olan arkadaşıma danışma hakkımı kullansam falan olmaz mı?Yok dimi,başınızı sallıyorsunuz yok işte biliyordum daha cümleyi kurarken biliyordum..Napıcaz peki ne mendebur bi durum bu böyle neyi doğru neyi yanlış yaptıgımızı kim belirleyecek?Ya ayrılırken ya da ayrılma evresindeyken sarf edilen kalıpları napıcaz?Toplum olarak hiç kitap okumadığımız nereden belli ama hep mi aynı sözler tekrarlanır kardeşim,yapmayın etmeyin ayda bir kitap okusanız inanın daha yaratıcı olabilirsiniz (iki cinsiyet için de konuşuyorum önemli dip not).Ama en komiği de ne biliyor musunuz "Benim gibisini bulamayacak" ya da "Senin gibi biri bir daha karşıma çıkar mı bilmem?" kalıpları.Bu ilk cümleye cevabım;senin gibi birini bulacak olsa yine beraber olmaz olsa senle olurdu niye senin gibisini arasın ki bir daha,ikinci kalıba cevabım;karşına çıksa yine bırakırsın onla olamamışsın onun gibi ile nasıl olacaksın?? O yüzden sizden ricam,akıl ve mantık,göz ve izan bizimleyken lütfen böyle söylemlerden kaçınalım..

Konuyu daha fazla saptırmadan "Memnuniyetin" türk dil kurumundaki anlamına bakalım:Memnun olma,sevinç duyma,sevinme olarak çıkar karşımıza.Demek ki neymiş biz sevinemiyormuşuz,yok yapamıyoruz,tarihimize mi insek çocukluğumuza mı orasını bilemeyeceğim..Ama öğrendiğim bir şeyler var artık,memnun olmayı bilmeliyiz,fark ettiniz mi sizde;neyden memnun olmuyorsak o an elimizde olanda gidiyor..Bence bu hayatın bize vermiş olduğu bir tepki,etki-tepki meselesi anlarsınız ya..İki dakika düşünün ne demek istediğimi anlayacaksınız.He bu demek değil ki her şeyi de kabullenin ama elinizdeki değerli insanların,duyguların hakkını verin,yapın şunu artık söylenmeyi bırakın da yapın,bu yazıyı okuduktan sonra arayın sevdiğinizi de söyleyin,annenize sarılın,sahip olduklarınız için Allah'a dua edin,şükredin,MEMNUN OLUN.Kendinizi iyi hissederseniz devam edin ben size yine yazarım..