Ben küçükken (artık 26 yaşında olduğuma göre
bu ibareyi kullanma hakkım var) etrafım çok ama çok kalabalıktı. Anlatacak bir
şeyim olduğunda kaç posta tekrar yapardım hatırlamıyorum bile. Bir sürü kafadan
bir sürü ses ama o seslerden her biri ya hüznümü azaltır ya da paylaştıkça
sevincimi yüceltirdi. İyi gelmiştir hep kalabalıklar bana, pek sevmem ben öyle
yalnız takılmayı ya da sevmezdim mi demeliyim acaba? İyi anların paylaştıkça
çoğaldığına (turkcell bu konuda bana destek çıkıyor bütün reklamlarında) inanırım
çünkü, mutluluğun bulaşıcı olduğuna ve bunun yanında kötü zamanların
paylaştıkça çabuk geçtiğine inanırım. Her bir kahve masasında sizi yıkmaya
çalışan elin gücünün yıkıldığına.. Tek başıma hallederim edalarını sevmem ben.
Halledemiyorsam halledemiyorumdur, kime neyin havası bu?

Aradan zaman geçti ve sonra bir
şeyler oldu. Gün geçtikçe daha az kişiyle paylaşır oldum. Bir kaç şey
sayabilirim sanırım ama tam anlamıyla buna neyin neden olduğunu bilmiyorum.
Bildiğim şey ise artık daha fazla yalnız kalmak istediğim ya da kaldığım
sanırım. Akıllı telefonlarımızın, sosyal paylaşım sitelerinde geçirdiğimiz
zamanlar arttıkça mı sayısı azaldı masamdaki sandalyelerin? En azından daha az
yargılıyorduk birbirimizi, anlamasak da onun yerine koyup bir hayal ettikten
sonra cevap veriyorduk. Böylece yine bir şey olduğunda ilk durağımız oluyordu
dostlarımız. Şimdi ise öyle olmuyor. Herkesin hayatı farklı şekillendi biz
büyüdükçe. Ve şekillendiği ölçüde anlayabildik, başkasına gerek duymadık konuşmadan
önce düşünmek için. Bu da kırdı bizi, beni, seni… Daha çok anlatır olduk
dinlemeden, hep anlaşılmayı bekledik büyüdükçe anlamaya gerek duymadan. Dost
dediğin az ve öz olurmuş, ben hiç savunmadım bu düşünceyi. Dost dediğin;
sayıyla ölçülmez, öz olmaz çok olur hep hayatında. Çok susar belki çok konuşur,
çok dinler çok anlatır çok anlar, çok güler çok ağlar az olmaz dost dediğin. Küçükken
aramasa arar, sormasa sorar, olsun ya der kırılmazdık. Artık aramayınca
aramıyor, sormayınca aylarca görüşülmüyor.
Ben daha çok konuşur oldum kendimle. Kısır
döngü bitmiyor, çıkmıyor benden, paylaştıkça azalmıyor acım, paylaştıkça
çoğalmıyor sevinçlerim hep kısa sürüyor. İstanbul’u güzel yapan nedenlerim gün
geçtikçe azalıyor benim sayfamda, gittikçe öz oluyor..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder