Hürriyet

14 Mayıs 2013 Salı

Şimdilerde böyle..


  Ben küçükken (artık 26 yaşında olduğuma göre bu ibareyi kullanma hakkım var) etrafım çok ama çok kalabalıktı. Anlatacak bir şeyim olduğunda kaç posta tekrar yapardım hatırlamıyorum bile. Bir sürü kafadan bir sürü ses ama o seslerden her biri ya hüznümü azaltır ya da paylaştıkça sevincimi yüceltirdi. İyi gelmiştir hep kalabalıklar bana, pek sevmem ben öyle yalnız takılmayı ya da sevmezdim mi demeliyim acaba? İyi anların paylaştıkça çoğaldığına (turkcell bu konuda bana destek çıkıyor bütün reklamlarında) inanırım çünkü, mutluluğun bulaşıcı olduğuna ve bunun yanında kötü zamanların paylaştıkça çabuk geçtiğine inanırım. Her bir kahve masasında sizi yıkmaya çalışan elin gücünün yıkıldığına.. Tek başıma hallederim edalarını sevmem ben. Halledemiyorsam halledemiyorumdur, kime neyin havası bu?

Aradan zaman geçti ve sonra bir şeyler oldu. Gün geçtikçe daha az kişiyle paylaşır oldum. Bir kaç şey sayabilirim sanırım ama tam anlamıyla buna neyin neden olduğunu bilmiyorum. Bildiğim şey ise artık daha fazla yalnız kalmak istediğim ya da kaldığım sanırım. Akıllı telefonlarımızın, sosyal paylaşım sitelerinde geçirdiğimiz zamanlar arttıkça mı sayısı azaldı masamdaki sandalyelerin? En azından daha az yargılıyorduk birbirimizi, anlamasak da onun yerine koyup bir hayal ettikten sonra cevap veriyorduk. Böylece yine bir şey olduğunda ilk durağımız oluyordu dostlarımız. Şimdi ise öyle olmuyor. Herkesin hayatı farklı şekillendi biz büyüdükçe. Ve şekillendiği ölçüde anlayabildik, başkasına gerek duymadık konuşmadan önce düşünmek için. Bu da kırdı bizi, beni, seni… Daha çok anlatır olduk dinlemeden, hep anlaşılmayı bekledik büyüdükçe anlamaya gerek duymadan. Dost dediğin az ve öz olurmuş, ben hiç savunmadım bu düşünceyi. Dost dediğin; sayıyla ölçülmez, öz olmaz çok olur hep hayatında. Çok susar belki çok konuşur, çok dinler çok anlatır çok anlar, çok güler çok ağlar az olmaz dost dediğin. Küçükken aramasa arar, sormasa sorar, olsun ya der kırılmazdık. Artık aramayınca aramıyor, sormayınca aylarca görüşülmüyor.
  Ben daha çok konuşur oldum kendimle. Kısır döngü bitmiyor, çıkmıyor benden, paylaştıkça azalmıyor acım, paylaştıkça çoğalmıyor sevinçlerim hep kısa sürüyor. İstanbul’u güzel yapan nedenlerim gün geçtikçe azalıyor benim sayfamda, gittikçe öz oluyor..
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder